bi süre yokum :(

Rivayete göre bu yazı teknoali tarafından May-11-2010 tarihinde yazılmış.

selam günlükcan …

smile yamuk yaptı be abi , 3 ay ödemedim diye tak kesti … yapılırmı la bu bize :) bilmiyorlar nette ne muhim işlerimiz olduğunu … şimdi işin yoksa tut 200 lira para yatır …  ama yapcak bişi yok mecbur ödüycez …

nyse net tekrar açık olana kadar bi süre yokum … selametle…

değiştim mi ben ? yoksa aynı mıyım ?

Rivayete göre bu yazı teknoali tarafından May-9-2010 tarihinde yazılmış.

değiştim mi acaba  , duygularım değişti mi ? bunu düşünüyorum sürekli … hemen onunla ilk tanıştığımız güne geri dönüyorum… msn konuşmalarından başlıyorum okumaya… ve okurken sıcak bi gülümseme geliyo yüzüme. zaman zaman elim elimi tutuyo gibi hissederken bazen de hiç uzanamayacağım kadar uzakta oluyo gibi geliyor…

burda yazdığım ilk yazılara bakıyorum. ilk ona karşı hislerimi yazmıştım gün gelir bakarım diye , bakıyorum okuyorum. daha hiç bi şey yokken böyle ona değer vermemi okuyorum. tekrar tekrar okuyorum. ve şunu görüyorum ki hislerim kat kat gelişmiş ve artmış. tek fark bu.  azalan tek şey ise o merak ve heyecan.. yerini biraz da olsa korkuya bırakmış.

ama artık bi karar verdim. kararımı söylemeyeceğim ama uygulayacağım. bi süre sonra sonucunu yazarım. tamamen yanlış olan hayatımda tek doğrum olması dileğiyle…

dengesiz paranoyağın birisim ben …

Rivayete göre bu yazı teknoali tarafından May-9-2010 tarihinde yazılmış.

ya ben ne dengesiz bi şeyim.. üstelik bi o kadar da paranoyak. la hiç bi şey yok , tek kelime sorun yok , kavga yok ama ben öyle şeyler yazıyorum düşünüyorum sanki ayrıldık…  şükürler olsun ki bi sorun yok. herşey gayet yolunda…

ama ben neden böyleyim ya. iyi hissetmek istiyorum kendimi. diğer yarım demişti önce bana… beni diğer yarısı , ruh eşi olarak görmüştü. ama sonra bi daha söylemedi bunu. acaba neden ? ben bi kaç söyledim , bi tepki gelmeyince , bi şeyler olmayınca tekrar söylemedim…

ya ben kapatıcam bu bloğu. istemiyorum beni tanıyan insanların okumasını artık.

gidicem yepyeni bi site açıcam. kimseler bilmeyecek. hatta bulurlar diye satında almıycam , blogspot açıcam. orda yazıcam herşeyi…  hissettiklerimi , düşündüklerimi noktası noktasına anlatıcam. birileri okur belki.. en azından ben kendimi biraz daha iyi hissedebilirim. bunu öyle bi tasarlayıp yapacağım ki , en yakın arkadaşım okusa bile ben olduğumu anlamamalı… ne şehir ismini ne kendi ismimi doğru girmeyeceğim …

ya yapacağım şeyleri niye yazıyorum ki demi buraya … bende bilmiyorum neden yazıyorum….

çok mu şey istiyorum ? yoksa çok şey umuyorum ?

Rivayete göre bu yazı teknoali tarafından May-9-2010 tarihinde yazılmış.

oysa ne güzel hayallerim vardı benim , içinde hiç kötülük olmayan…ama bi kere de hayal olmaktan çıksın be abi. çıkacak bi gün biliyorum ama nedense her geçen gün sanki inancımı kaybediyorum. kendimi yargılıyorum , anlamaya çalışıyorum. nasıl bi insanım ben ? ilk defa böyle birisini seviyorum … hepte onu sevmek istiyorum. bak sabahın 5′i olmuş ben halen onu düşünüyorum aklımdan çıkartmıyorum , çıkartamıyorum…  çok güzel şeyler hayal ediyorum ama hayallerimi kendi ellerimle mahvedebiliyorum. bu yönümü sevmiyorum işte , kendim bozuyorum herşeyi …

bak bugün ne oldu… basit bi config editleyemedim ( aslında yapmışım ama ileriki adımı yanlış yerde aramışım ) saatlerce deli oldum tekrar tekrar uğraştım. sinirden kendime nasıl kızıyorum lanetler okuyorum paso… hiç bi işe yaramıyorum. hiç bi işi beceremiyorum diye.. bilgisayarımı çarptım. artık ekran kısmı oynuyo kendiliğinden … telefonumu fırlattım , bi süre mesaj gelmedi ,yollayanlara iletim raporu gitmemiş bana da iletim raporu gelmedi. duvarı yumrukladım uzunca … parmaklarım acıyo halen…

kendimi kötülük meleği gibi görmekten bıktım artık. herşeyi kendime mal edebilirim ! . herşeyde kendimi suçlu olarak hissetmek.. belkide sürekli suçlu benimdir. bilmiyorum…

küçük şeylere anlamlar yüklemek istiyorum , iyi anlamlar. bunu yapıyorum da. artık birileri önemli benim için , önemsiyorum. değer veriyorum. hayatımı ona göre planlıyorum. çevremden aldığım iyi yorumlar çok hoşuma gidiyor. başta kendimi depişik bi şekilde de olsa önemli hissediyordum. halen önemli hissediyorum ama ilk baştaki gibi değil.  bundan bir ay öncesini yaşamak istiyorum. özlüyorum o zamanı. heyecanlanmak , merak etmek istiyorum. her mesaj gelişinde çok tatlı bi merak olsun istiyorum. şimdilerde ise o gelen mesajlar yine merak yapıyor ama artık o merak beni korkutuyor biraz…

aslında yazmak istediğim o kadar çok şey var ki. ama yazamam , anlatamam , söyleyemem.

kendimi yine iyi hissetmiyorum. nasıl bi olaydır ki tek kelimesi ile mutlu olup tek kelimesi ile en üzgün insan olabilmek… geçen her günde verdiğim kararın doğru olduğunu anlayıp “iyi ki” diyebilmek.. diyorum da . iyi ki diyorum. ama keşkelerim de var mı acaba benim ? belki vardır… pişmanlığım ? kimbilir … vardır belki. bi an vermişimdir bi karar , onu uygulamışımdır… peki sonra , ya sonrası ?

ya onun pişman olduğu şeyler varmıdır ? sormuştum bi kere söylemişti de… öğrendiğimde nasılda üzülmüştüm. oysa ben o anı hep hatırlamıştım , çok iyi bi an olarak kazımıştım hafızama…

onu çok seviyorum. o da beni seviyor ama ben daha da sevsin istiyorum. ya ben sadece ve sadece onu istiyorum. geri kalan hiçbi şey umrumda değil sanki… çok mu bencilim ne… normalde bi şeyimi kıskanmam. çok da önemsemem ama o çok farklı….

bazen tüm hayallerimi bi köşeye bırakıp sadece o olsun diyebiliyorum. üstelik hayallerimin bi çoğunda başrol ondayken…

çılgın olmayı severim ben aslında. hatırlıyorum da lisedeyken , okula geliyoruz , ne yapalım derken hadi seki’ye gidelim deyip ordan da daha da gezelim hevesi ile bi günde 400 km yol yapabiliyoruz. ve biz oruçluyuz + kimsede ehliyet yok. çılgınlık benim için bu gibi şeyler…

ama artık bi şey istemiyorum… onunla güzel şeyler düşünmüştüm bu konuda… misal motor ile bi yerlere gitmek , gidiyoruz geziyoruz ama hiç bi şey düşündüğüm gibi değil. bundan şikayetçi miyim ? değilim.. çünkü tek kelime açıklıyor herşeyi “varlığı yeter“.

iyi ki varsın , umarım hepte olursun…

naptım la ben bugün ;)

Rivayete göre bu yazı teknoali tarafından May-8-2010 tarihinde yazılmış.

bugün … düşünüyom da bugün naptım diye öyle pek de kayda değer bi şey olmamış gibi olsada yine evde full yatmaktan daha hareketliydim. öğleye doğru kalkıp saat 1 gibi evden çıkarak motorla kampüsteki yüzme dersine gittim. havaların ısınması ile biraz rahat olsun diye , şort – tshort giyip çıktım , gayette güzeldi :) yolda kaptırdım gidiyorum yine , üniversite öğrencisi denk gelirse tek alayım atayım kampüse diyorum ama şanslı kimse yokmuş napalım :) )

neyse kampüs e bayağı yaklaştım ki böyle otostop çekiyorlar , millet gırgırına 3 kişi bana dur çekiyolar , la ben hangi birinizi alayım : d

neyse güzel bi yüzme dersinden sonra yine eve geldim , yeni keşfettiğim 3 -5 blog var. onları okumaya daldım .. baktım yazarlar özgün ve güzel yazıyor. 2008 den başladım okumaya , daha 2008 haziran ayına anca gelebildim. dedim yıllardır ne yazarlar varmışda bizim haberimiz yokmuş…

bi nebze de olsa özgün bi şeyler yazmaya karar verdim bende öyle ama bu iş böyle olmuycak. en iyisi yeni bi site açmalıyım. sonra kimse bu sitenin bana ait olduğunu bilmemeli. en yakın arkadaşlarım da dahil. orada herşeyi özgünce korkmadan yazabilmeliyim. belki netten bi izleyici kitlem olur , kimse oradaki kişinin ben olduğunu bilmesin , sadece okusun :) , duruma göre yorum yapsın …

kimse gerçek beni bilmeyeceğine göre bi şeyi saklamama da gerek yok sanırsam o zaman. hissettiklerimi kaleme dökmek yeterli gibi geliyor.

neyse akşam üstü ev arkadaşımı garaja bıraktım. sonra da bi çarşı yapıp dolaşalım dedim kendi kendime ,  motorda böyle düşük vites – yüksek devir severim :) yine kaptırdım 2. vites gidiyorum zırnnn diye bi ses … of o ne bakiyim zincir atmış… ulen olcak iş mi şimdi :)   nyse çektim artık sağa taktım zincir i , ellerim yağ oldu ama sorun o değil , sorun demirin yalama olması ve vidanın bi türlü tutmuyor olmadı. bugün 3 -4 kez attı sanırım. eğer yarın uyanabilrsem bi sanayiye gitmekte fayda var :)

neyse ben ufaktan farklı projelere kaçar … görüşürüz..

bi şeyin değerini anlamak için illa kaybetmek gerekmez !

Rivayete göre bu yazı teknoali tarafından May-7-2010 tarihinde yazılmış.

merhaba…

aklıma geldi de yazayım dedim … bi şeyin değerini anlamak için onu illa kaybetmek mi lazım ? o gitmeden onu değerini bilmez mi insan ? aslında bilir ama bildiğini bilmez gibi geliyor bana… şimdi bi anlık gözlerimizi kapatalım , değer verdiğimiz ve önemsediğimiz bi şeyi düşünelim. kimisi için sevgilisi kimisi için arabası kimisi için ailesi … her neyse geldi mi gözümüzün önüne ? evet geldi.. ve düşünün o  yok artık ,belki bundan sonra yanınızda değil belkide bi daha hiç olamayacak ? neler demek isterdiniz , neler içinizde kalmıştı acaba ? söylemek isteyip de söyleyemediğiniz , yapmak isteyip de yapamadığınız. belki şu an yanınızda ama 5 dk sonrası için var mı bi garantisi ? malasef yok ..

o yüzden ertelemeyin … insan kaybedince anlar değerini … yanındayken bilemezsin .. farkında olmalısın sürekli herşeyin…

ben son zamanlarda kendimi buna iyice adapte ettim diyebilirim. artık farkında olduğumu düşünüyorum.  değer verdiğim kişileri/kişiyi kırmamaya özen gösteriyorum. yarın için bi garantimiz yok , hayatta hiç bi şeyin garantisi yok zaten. can yücel’in musalla taşı diye bi slaytı vardı. yıllar önce izlemiş olmama rağmen halen aklımda. ve öylesine çok şey öğrenmiştim onu izlediğimde…

şimdi düşünüyorum da yaptığım her şeyde yarın çok geç olabilir diyerekten olabildiğince hatalarımı düzeltmeye çalışıyorum. ne kadar başarılığı olduğumun çok da bi önemi yok aslında.. çünkü ben deniyorum ve olup olmaması benim elimde olan bi şey değil…

nyse gecenin 2 si olmuş ben bi şeyler yazıyorum ama karıştırdım iyice..

sahip olduğumuz her an hazinedir

Rivayete göre bu yazı teknoali tarafından May-7-2010 tarihinde yazılmış.

Zamanın Kıymeti

10 yılın degerini anlamak için
yeni boşanmış
bir çifte sorun

4 yılın degerini anlamak için
şu anda ayrı
olan lise aşıklarına sorun

1 yılın degerini anlamak için
final
sınavını geçemeyen bir ögrenciye sorun

9 ayın degerini anlamak
için
yeni dogum yapmış bir anneye sorun

1 ayın degerini
anlamak için
dünyaya premet…üre bebek getiren bir anneye sorun

1
haftanın degerini anlamak için
haftalık gazetenin editörüne sorun

1
saatin degerini anlamak için
buluşmak için birbirini bekleyen
aşıklara sorun

1 dakikanın degerini anlamak için
uçak,tren
veya otobüsü kaçıran birine sorun

1 saniyenin degerini anlamak
için
kaza geçirmiş bir insana sorun

1 milisaniyenin degerini
anlamak için
olimpiyatlarda gümüş madalya almış birine sorun

ZAMAN
KİMSEYİ BEKLEMEZ SAHİP OLDUGUNUZ HER AN HAZİNEDİR

Sevmediğin birine asla ’seni seviyorum’ deme..

Rivayete göre bu yazı teknoali tarafından May-7-2010 tarihinde yazılmış.

Sevmediğin birine asla ’seni seviyorum’ deme..
İçinde olmayan duygulardan varmış gibi söz etme.. Kimsenin hayatına kalbini
kırmak için girme.. Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme,çünkü birine
verebileceğin en büyük acı, aşık olmadığın birini kendine aşık etmektir…….

ne güzelde açıklamışlar … sevmediğin birisine her ne sebeple olursa olsun seni seviyorum demeyeceksin …

belki birisine yapabileceğin en büyük kötülük bu… kimisi der ya sırf o üzülmesin diye seviyorum , yada ona değer veriyorum ama sevmesem bile kaybetmek istemiyorum diye.. geciceksin bu işleri. seviyorsan seviyorsundur. ama sevmiyorsan o kişiye yalandan seviyorum demenin hiç bi açıklamsı yoktur.

ne garip …

Rivayete göre bu yazı teknoali tarafından May-6-2010 tarihinde yazılmış.

merhaba günlükcan ..

bugün gerçekten güzel geçen bir gündü. harbiden mutluyum :)   gecenin 3 ü oluyor nerdeyse ama mutluluk üzerimde :) )

kısaca anlatayım şöyle, dünden kız arkadaşımla hafif takışmıştık bi konuda.  akşamdan bayağı bi isyan ettim saatin kaçı oldu bilmiyorum ama uyuyamadım. ve lavaboya gitmiştim , aynaya bakıyorum kendimi görüyorum ve isyan ediyorum. kendime kendimi kötülüyorum. diyorum ki “bak kimse seni istemiyor” … “böyle nalet bi şeysin” .. “neden ben” gibi …

duvarı yumrukluyorum…

sabah oldu , başta pek iyi olmasa da güzel mesajlar ile mutlu bi şekilde güne merhaba dedim :)

11 gibi berber e gittim , ordan kız arkadaşımı okula bıraktım , anlaştık okul çıkışı belen kahvesine gidicez. şu meşhur ormancı türküsünün hikayesinin doğduğu yer. motorla gidiyoruz, anayoldan gittik , tabelanın olduğu yerden takip ettik , bi köye geldik sonra bayağı ıssız bi yoldan gidiyorduk ki baktık olacak gibi değil dönelim en iyisi …

neyse dönüyoruz , şükürler olsun ki ne güzel bi kız arkadaşım var , hızı seven , motordan korkmayan , bi çok tanıdığım gibi aman yavaş dikkat demeyen , hatta benim nasıl kullanacağım konusunda tek kelime etmeyen , sadece daha hızlı diyen :) )

dönüşte yardırmaca geldik :) akşam biraz park felan dolandık … yarın fethiye gitcek , bi süre özlüycem ama olsun … değeri daha da artıyo =)

ve akşam dün geceki aynaya baktığım yerde yine kendime bakıyorum ve dua ediyorum. şükürler olsun diye.. ne garip bi gün önce isyan ederken bi gün sonra mutlu bi gülümseme ile dua edebilmek…

az önceden bloglara bakındım bende bi ne var yok diye , hafif face de dolandım. buraya da bi şeyler karaladığıma göre artık yatabilirm :)

canım içmek istiyor..

Rivayete göre bu yazı teknoali tarafından May-4-2010 tarihinde yazılmış.

sebebini bilmiyorum günlükcan ama canım harbiden içmek istiyo be … olsa şöyle adam akıllı vodka , içsem rahatlasam…

cebimde para var istesem şimdi çıkıp alıcam ama olmuycak … öyle de olmuyor .. napsam napsam bilmiyorum ya…

derdim sıkıntım yok aslında ama içim daralıyor. ruhumla sorunum. belki onun benimle bilemiycem…

bundan sonra her olayı yazıcam be sana … anlatıcam